Bu nev’i soruların kaynağı Emval-i sitte diye isimlendirilen Altı eşya hadis-i şerifidir, o da şudur:
“Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla ve tuz tuzla misli misline, eşit ve peşin şekilde trampa edilir. Bunlardan farklı cinsler birbiriyle mübadele edilirse, peşin olmak şartıyla dilediğiniz gibi satış yapınız.” (1)
Buna göre mesele yüzeysel olarak altın ve gümüşün değişimi eşit ve peşin olmalı diye anlaşılır. Bu hadisi bilen ve yorumlayan hocalarımız da konuya, altın hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmadıkları için yüzeysel yorumlarıyla kalmaktadırlar.
Dostum ve meslektaşım Mustafa Düzgün, bir programda dinlediği hoca efendinin altının değişimi konusunda eşit ve peşin olması gerektiğini, aksi uygulamanın faize girdiğini nakletmesi bu yazının yazılmasına vesile oldu, kendisine buradan teşekkürler.
Meseleye, altın, para mı yoksa mal mı, sorusunun isabetli cevabıyla başlamak gerekir. Evet, altın hem paradır hem de maldır. Sarrafiye, gram altın ve külçe dediğimiz altınlar süs olarak kullanılmayıp, tasarruf aracı olarak kullandıkları için para hükmüne giren altın çeşididir. Altının diğer ürünleri süs eşyasıdırlar. Bu iki gruba ayrıldıktan sonra para hükmüne giren mesela sarrafiyenin taksitli satışta, üzerine vade farkı ya da komisyon vs gibi eklentileriyle satımı risk alanına, faiz alanına girer. O şartla ki genel kabul gören bir aylık vade peşin kabul edildiği için, tek slip çekimli sarrafiyenin alım satımı faize girmez, denilir. Özetle ifade edecek olursak, sarrafiyenin tek çekimi faize girmez, denilir. (2)
Vaktiyle yayınladığımız İslâm’da Kuyumculuk kitabımızdan buraya iktibas ederek hocaların görüşlerini nakledelim:
Servet Bayındır Hoca şöyle der:
“Bugün kredi ile yapılan tek çekimli ve ertesi gün teslimli işlemler örfen de hukuken de peşin işlem kabul edilmektedir. Dolaysıyla kuyumcu tek çekimli ertesi gün teslimli kredi kartıyla altın satabilir.”, der. Ancak bu ifade tek çekimli alışverişleri kapsamaktadır. Birden fazla çekimler hakkındaki hüküm ne olacağı akla gelmekte.
Hayrettin Karaman Hoca altının kredi kartı ile vadeli satışına temkinli yaklaşır ve ikaz eder:
“Kredi kartı ile altın satımı caizdir. Satıcı parasını en kısa zamanda bankadan almalı ve gerekiyorsa bankaya hizmet bedeli olarak komisyon ödemelidir. Bu komisyon paranın yüzdesine göre de belirlenebilir. Komisyonu müşteriden çıkarmak anlaşmaya, karşılıklı rızaya veya piyasadaki teamüle bağlı olarak caiz olabilir. Kuyumcu bedelini taksit taksit tahsil etmek üzere vadeli altın (lira ve külçe) satamaz. Altını satar ve bedelini en kısa zamanda (teamüle göre peşin sayılan, faizli kredi işlemi görmeyen süre içinde) bankadan çeker. Müşteri satın aldığı altının bedelini, faiz tahakkuk etmeden bankaya öderse mesele yoktur, taksite bağlar ve vade farkı (burada faiz) vererek öderse faiz ödemiş olur ve bu caiz değildir, ama müşteri ile banka arasındaki taksitlendirme kuyumcuyu ilgilendirmez; yani onun satımını harama çevirmez.”(3)
Bu bölümü Halil Günenç Hoca’nın tespiti ile bitirelim:
“Maliki mezhebine göre alım satımlarda paranın üç gün içerisinde teslimi gerekir. Kredi kartı ile olan satımlarda parayı ertesi günü hesabınıza geçmesi şeklindeki kabzınız Maliki mezhebine göre doğru olmaktadır. Fıkıh Konseyi kararlarında da vardır, yani Maliki mezhebine göre uygun olduğu diğer üç mezhebe göre uygun olmadığı yazılmaktadır. Ancak Türkiye’de kredi kartlarının karşılığı olan para bankada yoktur. Sadece kredilerle işlem yapılmaktadır. Kesilen çekin karşılığı bankada hazır ise caiz olmaktadır. Hesapta para yok ise kredi kartı da çek de caiz olmamaktadır. Fıkıh konseyinde alınan kararlar bu istikamettedir. Ancak burada bankanın taahhüdü, teminatının olduğu kartlı ödemeler caiz grubuna girmektedir.”(4)
Bu konularda; alanında ilk eser olma özelliğindeki İslâm’da Kuyumculuk isimli kitabımızı tavsiye ederiz.
---------------------------------------------
1-Müslim, Müsâkât, 81; Ebu Dâvûd, Büyû’, 18; A. İbn Hanbel, V, 314, 320.
2- Mehmet Çetin, İslâm’da Kuyumculuk (2018), s. 129 (Kredi kartı ile taksitli altın satımının fıkhî mütalâası)
3- Age, s. 129
4-Age, s. 130












